Menu

Büyük şirk işleyen kişiye hüccetten önce müşrik denir mi?

buyutec-ve-soru-isareti

Soru: Büyük şirk işleyen kişiye hüccetten önce müşrik denir mi?

Sorunun tam metni: Selâmun aleykum. Hocam Allâh ilminizi artırsın. Kabirlere secde eden yani büyük sirk işleyen kişiye, direk müşrik mi denir; yoksa önce hücceti ikâme etmek gerekli midir?

Ve aleykum selâm. Allâh sana rahmet etsin, bilmelisin ki!

Küfür olan meseller, açık/zâhir ve kapalı/hafi olmak üzere iki kısma ayırılır. Kapalı olan meseleler, insânlar arasında yaygın olmayan ve dînin asılları olarak değerlendirilmeyen füru meselelerdir. Bu tür meselelerde hüccet ikâmesinden önce tekfîr câiz değildir.

Açık olan meseleler ise, dînin aslından olan ve cehâletiyle kimsenin mazur olmayacağı meselelerdir. Bunların başında ulûhiyet tevhîdi gelmektedir. Ulûhiyyet tevhîdi, ilâh olarak Allâh’ın birlenmesi ve sadece ona ibâdet edilmesidir. Bu nedenle secde etmek gibi bir ibâdeti Allâh Azze ve Celle’den başkasına yapan kişi, kendisine hüccet ikâmesi yapılsın yahut yapılmasın –Allâh bizleri korusun– bu fiili ile kâfir olur.  

Şeyh Abdullatîf bin Abdurrahmân rahîmehullâh şöyle demiştir: “-İbn Teymiyye ve İbn Kayyim- bu iki şeyh, küfür, riddet ve şirki gerektiren bir şey işleyen kimsenin, bunların gereğince hüküm verileceğini ve yine işlemiş oldukları küfür, şirk veya fısk suçlarının gereğince hüküm olunacaklarını belirtmektedirler. Ancak bunlardan birisinin geçerli olmasına engel olacak bir maninin bulunması durumu bundan istisnâ edilir. Tabi bununda özel halleri vardır. Bu konuya, bir puta, kabre, bir insâna veya mezara ibâdet eden girmez. Zîrâ bu konularda delîller açıktır ve rasûllerin gönderilmesi ile hüccet ikâme edilmiştir.” [Minhâcu’t-Tesîs: 320.]

Muhammed bin Abulvahhâb rahîmehullâh ise rahîmehullâh şöyle demiştir: “Muayyen bir şahıs, küfrü gerektiren bir söz söylediğinde; terk edenin küfre gireceği hüccet ikâme edilene dek küfrüne hükmolunmaz. Bu, delîlleri bazı insânlara kapalı olabilecek hafi olan meselelerde geçerlidir. Onlardan vuku bulan, açık ve zâhir meseleler veya dînde bilinmesi zorunlu meseleler olursa, bunu söyleyen kimsenin küfründe tevakkuf edilmez.” [ed-Dureru’s-Seniyye: 8/244.]

Anlaşılacağı üzere ibâdet cinsinden herhangi bir ameli Allâh Azze ve Celle’den başkasına yapan bir kimse, kendisine hüccet ikâme edilsin yahut edilmesin kâfirdir. Büyük şirkte özür olarak ileri sürülen cehâlet ve tevîl gibi maniler, Ehl-i Sünnet âlimleri nazarında muteber değildir. Bu ve benzeri özürler ancak kapalı ve herkes tarafından bilinmeyen meselelerde tekfîre mani olurlar; olabilirler. Ümmet adına Allâh Subhânehu ve Teâlâ’dan afiyet dileriz.   

Başarı, el-Hamîd ve el-Hakîm olan Allâh’tandır. 

O, her şeyin en iyisini bilendir.

Abdullah Saîd el-Müderris.

1438h./2017m.

İçeriği Paylaş: